2. Yeni Asur İmparatorluğu (MÖ 10. - 7. yüzyıl)
Asur İmparatorluğu, dünya tarihinde bilinen ilk evrensel imparatorluk modelini kurmuş ve kendisinden sonraki medeniyetleri derinden etkilemiştir. Sanatları, güç ve propaganda üzerine kuruludur.
2.1. Tarihsel Gelişim ve Genişleme
• Erken Genişleme Dönemi: Adad-nirari II ve Asurnasirpal II gibi hükümdarlar döneminde Asur, Kuzey Mezopotamya'da siyasi birliği sağlamış ve Levant (Doğu Akdeniz) kıyılarına ulaşarak Batı'ya açılan önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir.
• Zirve Dönemi: Tiglat-Pileser III, Sargonidler ve Asurbanipal dönemlerinde imparatorluk en geniş sınırlarına ulaşarak Mısır, Babil, Anadolu'nun bir kısmı ve İran'ı kontrol altına almıştır. Bu fetihler, Mısır gibi kapalı medeniyetlerden zanaatkârların ve sanatsal üslupların Asur'a taşınmasına yol açmıştır. Akurgal'ın belirttiği gibi, "Ninova kuzeybatı Sarayı'nda Mısır etkisinin belirgin olması fetih ile açıklanabilir."
2.2. Sanat, Propaganda ve İdeoloji
Asur sanatı, özellikle sarayları süsleyen alçak kabartmalar (ortostatlar), birincil olarak bir propaganda aracıydı. Bu eserler, halkın ve yabancı elçilerin görebileceği seviyede yerleştirilerek imparatorluğun kudretini ve hükümdarın yenilmezliğini anlatırdı.
• İdealizm ve Gerçekçilik: Akurgal'ın ifadesiyle, kabartmalar "dış gerçekliğin en net, en basit, en ideal tasvirini sunar." Bu nedenle figürler, herhangi bir kusurdan arındırılmış, güçlü ve idealize edilmiş bir biçimde tasvir edilir. Asurlu olmayan halklar ise farklı giysi ve saç stilleriyle ayırt edilir.
• Propaganda Temaları: Sahnelerde sıkça kent kuşatmaları, kralın vahşi hayvanları (özellikle aslanları) avlaması, alınan ganimetler, cezalandırılan düşmanlar ve zafer törenleri işlenir. Bu tasvirlerin amacı, korku ve saygı uyandırmaktır.
• Vahşet Unsurları: Asur sanatı, dönemin diğer medeniyetlerinde (örneğin Hititler) görülmeyen bir vahşilik içerir. Asurbanipal'ın bahçesinde dinlenirken karşısındaki ağaca asılı kesik Elam kralı başı tasviri, bu acımasız propaganda anlayışının en çarpıcı örneklerinden biridir.
• Sanatın Ayrıcalığı: Ekrem Akurgal, bu durumu şöyle özetler: "Resim sanatı, Yakın Doğu hükümdarlarının kullanabileceği en etkili propaganda aracıydı ve tıpkı yazı gibi, kraliyet ailesine ve rahipler sınıfına ayrılmış bir ayrıcalıktı."
2.3. Devlet Yönetimi ve Askeri İnovasyonlar
Asur'un kalıcı bir imparatorluk olmasını sağlayan temel yenilikleri şunlardır:
• Profesyonel Ordu: Tiglat-Pileser III, mevsimlik ordu yerine 12 ay hizmet veren daimi ve eğitimli bir ordu kurmuştur.
• Eyalet Sistemi: Geniş toprakları yönetmek için valiliklere dayalı bir idari sistem geliştirilmiştir. İsyanları önlemek amacıyla, soyunu devam ettiremeyecek hadım edilmiş kişiler vali olarak atanmıştır.
• Savaş Teknolojisi: Kuşatma kuleleri, koçbaşları ve surları alttan çökertmek için kullanılan lağımcılık teknikleri geliştirilmiştir.
• Devlet İletişim Ağı: İmparatorluk içinde hızlı haberleşmeyi sağlayan bir yol ağı kurulmuş, bu sistem daha sonra Persler tarafından "Kral Yolu" olarak geliştirilmiştir.
• Evrensel Hükümdarlık İdeolojisi: Fethettikleri tüm halkları Asur imparatorluğunun bir parçası olarak görmüşler ve emperyal kavramının ilk örneğini oluşturmuşlardır.
2.4. Sistematik Sürgün Politikası
Asurlular, 250 yıllık bir sürede yaklaşık 4.4 milyon insanı yerinden ederek tarihteki ilk kitlesel sürgün politikasını uygulamışlardır. Bu politikanın amaçları:
1. Siyasi Kontrol: Potansiyel isyanları bastırmak.
2. Ekonomik Kalkınma: Anavattandaki inşaat projeleri için iş gücü sağlamak ve az gelişmiş tarım arazilerini kolonileştirmek.
3. Nitelikli Personel Toplama: Fethedilen topraklardaki zanaatkârları ve uzmanları imparatorluk merkezine getirmek.
4. Asimilasyon: Farklı kültürleri eriterek homojen bir imparatorluk nüfusu yaratmak.
3. Yeni Babil İmparatorluğu (MÖ 7. - 6. yüzyıl)
Asur'un yıkılışında rol oynayan Babilliler, daha çok bilim, hukuk ve mimari alanlarındaki miraslarıyla öne çıkarlar.
• Mimari Başyapıtlar: Nabukadnezar döneminde inşa edilen sırlı tuğlalarla kaplı İştar Kapısı ve "Babil Kulesi" efsanesine ilham kaynağı olan ziggurat, Babil mimarisinin en görkemli örnekleridir. İştar Kapısı'nın üzerindeki aslan (İştar'ın sembolü), boğa (Hava Tanrısı'nın sembolü) ve Mušḫuššu ejderhası (Marduk'un sembolü) figürleri dikkat çekicidir.
• Bilimsel Katkılar: Günümüzde kullanılan burçlar, gezegen gözlemleri ve 60'lık zaman sistemi (saat, dakika) Babillilerin astronomi ve matematiğe yaptığı katkılardır.
• Tarihsel Önemi: Nabukadnezar, Yahudileri Babil'e sürerek ilk büyük diasporayı başlatmış ve bu olay Yahudi kimliğinin şekillenmesinde derin izler bırakmıştır.
4. Aramiler (MÖ 12. Yüzyıldan İtibaren)
Aramiler, büyük bir imparatorluk kurmamış olmalarına rağmen, dil ve kültür alanında bölge tarihinin seyrini değiştirmişlerdir.
4.1. Köken ve Siyasi Yapı
Arap Yarımadası kökenli Sami bir halk olan Aramiler, MÖ 1200'lerdeki Deniz Kavimleri Göçü'nün yarattığı siyasi boşluktan faydalanarak Levant bölgesine yerleşmişlerdir. Kabileler halinde örgütlenerek Sam'al (Zincirli), Bit-Adini gibi küçük şehir devletleri kurmuşlardır. Yeni Hitit krallıkları ile iç içe geçmiş bir yapı sergilemişlerdir.
4.2. Kültürel ve Dilsel Miras
Aramilerin en büyük mirası dilleridir.
• Arami Alfabesi: Karmaşık çivi yazısının aksine, öğrenmesi ve yazması çok daha kolay olan fonetik bir alfabe geliştirmişlerdir. Bu "teknolojik" yenilik, yazının yaygınlaşmasını sağlamıştır.
• Lingua Franca: Aramice, pratikliği sayesinde Asur, Babil ve Pers imparatorlukları tarafından resmi yazışma dili olarak benimsenmiş ve Yakın Doğu'nun ortak dili haline gelmiştir.
• Kalıcı Etki: Hz. İsa ve havarilerinin konuştuğu dil olan Aramice, günümüzde Süryaniler tarafından hala kullanılmaktadır ve Hristiyanlığın "öz dili" olarak kabul edilir.
4.3. Mimari ve Sanat
• Bit-hilani: Girişinde sütunlu bir portiko bulunan enine dikdörtgen planlı saray tipidir. Bu mimari form, Aramiler tarafından geliştirilmiş ve Asurlular tarafından dahi "övgüyle kopyalanmıştır." Akurgal, bu formun Atina Akropolü'ndeki Erekhtheion Tapınağı'nda yer alan karyatidlerin (taşıyıcı kadın heykelleri) kökeni olabileceğini öne sürer.
• Sanatsal Üslup: Arami sanatı, Asur ve Hitit geleneklerinden güçlü bir şekilde etkilenmiş, ancak genellikle daha basit ve stilize bir üsluba sahiptir. Asur sanatındaki idealizm ve detaycılık yerini daha şematik bir anlatıma bırakmıştır. Akurgal'a göre, "kulak yanındaki bukle bir Arami icadı gibi görünmektedir."
5. Yeni Hitit Krallıkları (MÖ 12. - 8. yüzyıl)
"Geç Hitit", "Suriye-Hitit" veya modern terminolojide "Luv-Arami" olarak da adlandırılan bu krallıklar, Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de kurulan şehir devletleridir.
5.1. Kültürel Devamlılık ve Sentez
Yeni Hititler, Hitit medeniyetinin kültürel mirasçılarıdır.
• Dil ve Yazı: Çivi yazısını terk edip Hitit İmparatorluğu'nun kullandığı Luvi hiyeroglif yazısını kullanmaya devam etmişlerdir.
• Gelenekler: Hitit kral isimlerini (örneğin Šuppiluliuma) ve giyim kuşam tarzlarını sürdürmüşlerdir.
• Karatepe Yazıtları: Osmaniye'deki Karatepe'de bulunan Fenikece (Aramice ile akraba) ve Luvi hiyeroglifiyle yazılmış çift dilli yazıtlar, hem bu iki kültürün iç içe geçtiğini göstermekte hem de Luvi hiyerogliflerinin çözülmesinde kilit rol oynamıştır.
5.2. Sanatsal Üslup ve Etkileşimler
Yeni Hitit sanatı, farklı kültürlerden aldığı unsurları birleştiren eklektik bir yapıya sahiptir.
• Çok Kültürlü İkonografi: Sanat eserlerinde Mısır tanrısı Bes, Mısır kökenli güneş kursu gibi yabancı unsurlar görülebilir. Karkamış'taki bir kahramanın aslanla mücadelesi sahnesi, hem Asur kraliyet avlarını hem de Gılgamış mitolojisini anımsatır.
• Asur Etkisi: Akurgal, "Yeni Hitit sanatının orta evresi, Asur klasik üslubundan pek çok stilistik ve ikonografik detay almıştır" diyerek bu etkileşime dikkat çeker. Özellikle aslan avı gibi temalar Asur'dan alınmış, ancak yerel bir üslupla yeniden yorumlanmıştır.
• Hitit Mirası: Kabartmalı ortostat kullanma geleneği, Hitit İmparatorluğu dönemindeki Alacahöyük'e kadar uzanan bir devamlılıktır. Akurgal, "Kabartmalı ortostatların en erken örnekleri Alacahöyük'ten gelmektedir" diyerek bu kökene işaret eder.
Sonuç olarak, Yeni Hitit sanatı, Hitit temelinin üzerine Asur, Arami ve Mısır etkilerinin eklendiği, kendine özgü bir sentez olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum, Ekrem Akurgal'ın Anadolu'nun Doğu ve Batı arasında bir geçiş bölgesi olduğu yönündeki ana tezini güçlü bir şekilde desteklemektedir.